Pulmoner Hipertansiyon Hasta Organizasyonu


Pulmonary hypertension Association
 
 Ana sayfaAna sayfa   Forum ana sayfaForum ana sayfa   SSSSSS    AraAra   ÃœyelerÜyeler   GruplarGruplar 
 Kullanıcı Kontrol PaneliKullanıcı Kontrol Paneli      GiriÅŸGiriÅŸ 
  Uye Ol
Zaman: Sal Eyl 07, 2010 6:50 pm

Tüm zamanlar UTC + 2 saat




Yeni baÅŸlık gönder BaÅŸlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Anlatım anlaşılır ve doyurucu mu?
Evet 100%  100%  [ 2 ]
Hayır 0%  0%  [ 0 ]
Toplam oy : 2
Yazar Mesaj
 Mesaj BaÅŸlığı: Bölüm-6 PH'da Kullanılan Tedaviler Nelerdir?
MesajGönderilme zamanı: PrÅŸ Ara 14, 2006 1:51 am 
Çevrimdışı
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Prş Ara 07, 2006 5:57 pm
Mesajlar: 1029
Konum: Ankara
        Resim


                BÖLÜM VI

Pulmoner Hipertansiyonda Uygulanan Tedaviler Nelerdir?


Öncelikle bir şakamı yapayım. "Bizim imam diye söylemiyorum. Nefesi çok kuvvetli".. İçimde kalacaktı yoksa...

Şaka bir yana hali hazırda, Pulmoner Hipertansiyona yönelik tedavide öncelikle medikal yöntemlere (ilaçlara) başvurulur. Eğer medikal yöntemlerle PH kontrol altına alınamazsa, o zaman cerrahi yöntemlere başvurulur. Medikal Yöntemlerde, FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi)'nin, Pulmoner Hipertansiyon tedavisi için onayladığı tedaviler anlatılmıştır. Türkiye'de PH'nun geleneksel tedavilerin dışında şu tedaviler bulunmaktadır; 1) Bosentan 2) Iloprost 3) Flolan

Ancak son zamanlarda, T.C. Sağlık Bakanlığı'nın; "İnsani Amaçlı İlaca Erken Erişim." adındaki genelgesiye, anlaşılan diğer tedavilerinde eli kulağında.

Resim

    1- Medikal yöntemler. (ilaç tedavileri)
    2- Cerrahi yöntemler. (kesip-biçme)
    3- Umut var mı?
Her bir Pulmoner Hipertansiyon vakası, bir birinden farklıdır. Aynıymış gibi gözükse de muhakkak konusunda uzman olan hekiminizin uygulayacağı tedavileri uygulayın. Tedavileri düzgün ve sürekli kullanın. Unutmayın ki hastalığa fırsat verirseniz, geri dönüşü olmayacak ÅŸekilde sizi üzecektir. Åžu anda kesin tedavisi olmadığından, “bugün kendimi iyi hissediyorum ilacımı almayayım” diyecek bir lüksümüz yok. İlaçlarla iyiyiz çünkü. İlaçları düzgün kullanmazsak eÄŸer, hastalığımızın ilerlermesini nasıl durdurabiliriz?

    1. MEDİKAL YÖNTEMLER:

      1.1 KONVENSYONEL MEDİKAL TERAPİ: Pulmoner Hipertansiyonun tedavisinde geleneksel olarak kullanılan ilaç tedavileridir.

        1.1.1 VARFARİN TERAPİSİ: Kanı sulandıran ve dolayısyla kan dolaşımında pıhtı oluÅŸmasını engelleyen bir tedavidir. PH nedeniyle akciÄŸerlerimizdeki kılcal damarların pıhtılarla tıkanmaması için bu ilacı kullanırız. Tek başına bile bu tedavi yapılan araÅŸtırmalar sonucunda PH’lu hastaların yaÅŸam sürelerini belirgin bir ÅŸekilde artırmıştır.

        Ancak, bu tedaviyi uygularken kanımızın, doktorumuzun istediği yoğunlukta olup olmadığını düzenli olarak INR dediğimiz test ile kontrol etirmemiz gerekir.

        1.1.2 DİÜRETİK TERAPİSİ: İdrar söktürücüler, ödemleri (vücutta su toplanması, özellikle ayak bileklerinde) azaltmak indirmek, kan basıncını kontrol altına almak, kalbin yükünü hafifletmek amacıyla PH hastalara gerektiğinde verilirler.

        Bu ilacı kullananlar aman dikkat diyelim. Sık sık idrara çıkacağımızı bilelim.

        1.1.3 OKSİJEN TERAPİSİ: PH’lu hastalar, hastalığın seyrinde, vücutlarına yeterli oksijeni alamazlar. Düşük oksijen saturasyonuna vücudumuz damarları daraltarak reaksiyon veriyordu. Bu durum, zaten yüksek olan PH’numuzun dahada artmasına sebebiye veriyordu. Yeterli oksijen alıp almadığımız, arter kan gazına bakılarak veya 6 dakika yürüş testi ile anlaşılabilir. Oksijensizlik bizim daha çabuk yorulmamıza ve nefessiz kalmamıza neden olur ve hastalığımızın geliÅŸimini hızlandırır. Oksijen kullanmaya baÅŸladığımızda, kısa döndemde nefessizliÄŸimiz azalırken, uzun dönemde PH’nun seyrini yavaÅŸlatacaktır. Oksijen tüpüylede oksijen alabiliriz veya bir oksijen konsantratörüylede. Konsantratör daha ekonomik olacaktır. Ancak elektrik kesintilerinide hesaba katarak evde bir tüp bulundurmak yerinde bir karar olacaktır. Regülatör; hastaya verilen O2 miktarını gösteren flowmetre ile silindirdeki O2 miktarını gösteren göstergeden oluÅŸur. Regülatör, O2 silindirindeki basıncı güvenli seviyeye düşürür. Flowmetre dakikada litre olarak oksijen akımını düzenler. Silindirlerden veya merkezi sistemden borularla gelen O2 kurudur. Hastalara O2 tedavisi yapılırken müköz membranlarda kurumayı önlemek için O2 ' in mutlaka nemlendirilmesi gerekir. Humidifer, gazın steril su içinden geçip, nemlendikten sonra hastaya ulaÅŸmasını saÄŸlar.

        Resim

        Oksijenin yanıcı bir gaz olduğunu unutmayalım. Aynı zamanda odamızı ve konsantratörün bulunduğu yerleri havalandırmayı unutmayalım.

        1.1.4 DİGOXİN TERAPİSİ: Kalbin pompalamasına destek amaçlı kullanılır. Kalbin içindeki elektriksel aktiviteyi düzenler. Özellikle, kalp yetmezliÄŸi baÅŸlamış PH’lu hastalarda gerektiÄŸinde kullanılır.

        1.1.5 KALSİYUM KANAL BLOKERLERİ: PH ile ilgili bilgilerin geliÅŸmesi ve araÅŸtırmalar sonucunda ortaya çıkan bilgiler doÄŸrultusunda, KKB eskiden olduÄŸu gibi ilk kullanılabilecek silahlar grubundan çıkarılmıştır. PH’lu hastaların çok azı bu ilaçtam fayda saÄŸladığı tespit edilmiÅŸtir. KKB’ler, PH hastaların yalnızca yüzde birine (1/100) etki ettiklerinden, uzman doktor eÄŸer siz bu yüzde birlik gruba giriyorsanız baÅŸlayacağı tedavidir. DiÄŸer yüzde doksan dokuz (99/100) PH hastası için zaman kaybettirebilecek bir tedavi olabilir. Doktorun gerçekten PH uzmanı olması gerekir. SaÄŸ kalp kateterasyonunu sırasında faydası gözlemlenerek hastaya baÅŸlanır. (Bakınız; Bölüm III, PH nasıl teÅŸhis edilir? 8. baÅŸlık; saÄŸ kalp kateterasyonu, alt baÅŸlık 2, akut vasodilatör testi) EÄŸer ÅŸanslı iseniz ve bu ilacın size faydası oluyorsa, PH tedavisinin en ucuz silahını kullanıyorsunuz demektir. Bütün vücut genelindeki damarları geniÅŸletir. Bazı vakalarda PH hastaları bu durum daha da kötü etkiliyebilir. Hızlı kalp atışlarını yavaÅŸlatır.

      1.2 YENİ İLAÇ TERAPİLERİ: Bu grup, Pulmoner Hipertansiyon ile savaştaki en etkili tedavilerdir. PAH tedavisinde şunu biliyoruz. Hasarlı damarlar mevcut. Hasarlı damarlara nasıl mücdahale edeceğimizi biliyoruz. Ya damarı daraltan faktörleri kısarız ya da damarları genişletiriz. Bu müdahaleyi, damara 3 ayrı yol ile yapabilemekteyiz.
      Endotel ile mücadele; endotel damarları daraltan bir maddeydi. Vücudun endotel üretimini baskılamak hedeflenmekte.
      Nitrik Oksit, damarın genişlemek için kullandığı bir madde. Ancak hasarlı damarlarda yeterli miktarlarda bulunamadığından dışarıdan takviye yapılır.
      Prostasiklin; o da damarı genişleten madde. Hasarlı damarlarda yeterli bir şekilde bulunmaz dışarıdan takviye yapılır.

      Resim

      1.1 için geleneksel tedaviler diyorsak, 1.2 için de modern, çağdaş tedaviler ifadesini de kullanabiliriz. Asıl kullanım alanı pulmoner hipertansiyon olan ilaç tedavileridir. Alfabetik sırayla; (bakınız; İlaç çizergesi.)

        1.2.1 BOSENTAN (Tracleer®): 20 Kasım 2001 tarihinde FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi), tarafından onaylanarak PH tedavisi için kullanıma sunulan ikinci tedavi olmuştur. PAH tedavisine yönelik, ağızdan alınan tablet şeklinde bir ilaçtır. NIH III ve IV sınıf hastaların tedavisinde kullanılmaktadır.

        Bosentan kısaca, endotelin etkilerini bloke eder, durdurur. Endotelin vücut tarafından üretilir ancak PH’lu hastalarda, bu üretim fazladır. Niye? PH’da döngü, endotelin damar duvarından sökülmesi ile baÅŸlıyordu. Vücut bunu onarabilmek adına baÅŸlıyor endotelin üretmeye. Ancak fazla üretim damarların daha da daralmasına sebep oluyor. Üstelik bu durum akciÄŸerdeki damarlarda bulunan kas hücrelerini zedeleyor ve damar duvarındaki kasların normalden fazla büyümesine neden oluyor. Yani hem damar daralıyor hemde damarın içi. Tabi bu durum ne yapıyor? Evet tabi ki PH artırıyor. (Bakınız, PH nedir?) Bosentan, endotelin etkilerini bloke ederek, akciÄŸer içindeki kan damarlarındaki basıncı azaltıyor. Yapılan araÅŸtırmalar, Bosentan’ın yaÅŸam süremizi uzatığını ortaya çıkarmıştır. Biz bu olumlu etkiyi, artan yaÅŸam kalitemiz ile anlarız. Daha az nefes darlığı ve daha çok aktivite.

        Bosentan, doktorumuzun belirlediği dozda günde iki kere alınır. Bosentan'ın yan etkileri hafif olup ilaç genelde iyi tolere edilir. Burunda tıkanıklık, baş ağrısı, flushing; kızarıklık, eller ve ayaklara şişme, genelde önemsiz oranda kırmızı kan hücrelerinde azalma. Kolesterol için kullanılan ilaçların etkilerini hafifletebilir. Hormonsal doğum kontrol ilaçları, Bosentan ile birlikte kullanılmamalı. Bosentan anne karnındaki bebeğe zarar verdiğinden hamilelikten kaçınılmalı. Aynı zamanda, sperm sayısını azalttır. Bosentan kullanan hastaların %10'da karaciğer problemlerine rastlandığından, düzenli aralıklarla karaciğer fonksiyonlarını kontrol ettirmeleri gerekiyor.

        Detay için bakınız; http://www.actelion.com/

        1.2.2 EPOPROSTENOL SODYUM (Flolan®): (Prostasiklin, PGI2, PGX, prostacyclin, prostaglandin.) İlk kez 1985 yılında pulmoner hipertansiyonlu hastalar üzerinde çalışılmaya baÅŸlanan Flolan, 20 Eylül 1995 tarihinde FDA tarafından onaylanarak PH tedavisi için kullanı kullanıma sunulan ilk tedavi olmuÅŸtur. Pulmoner arteriyel hipertansiyon tedavisine yönelik, yarı ömrünün, 3-5 dakika gibi çok az bir süre olması nedeniyle hemen kana karışması için göğüste, Hickman portu ile açılan damar yoluyla ve bir pompa aracılığıyla sürekli zerk edilen bir ilaçtır. Yani tıpça, "intravenöz infüzyon" yolu ile kullanılır. NIH III ve IV’üncü evre hastaların tedavisi için kullanılır. Ancak, tercih aÅŸaması genelde akciÄŸer naklinden bir önceki safhadır.

        Alıntı:
        Hickman portu;
        Resim


        Stratejik açıdan en son çare olarak tercih edilir. Ama bazen hastalar diğer tedavilere cevap vermediği içinde Epoprostenol kullanmaya başlayabilirler.

        Epo, göğüste bulunan Hickman kateteri aracılığıyla buradan doÄŸruca pulmoner artere karışır ve bütün akciÄŸere kan yoluyla nüfus ederek damarları geniÅŸletir. Düz kas hücrelerinin damarı daraltmasını önler ve kan dolaşımındaki pıhtı oluÅŸumlarını azaltarak, kılcal damarların tıkanma ihtimalini azaltır. Damarları geniÅŸlettiÄŸinden PH’nu düşürerek saÄŸ kalbin daha iyi çalışmasını saÄŸlar. Yapılan araÅŸtırmalar, Flolan’ın yaÅŸam süremizi uzatığını ortaya çıkarmıştır. Biz bu olumlu etkiyi, artan yaÅŸam kalitemiz ile anlarız. Daha az nefes darlığı ve daha çok aktivite.

        Kompleks bir tedavidir. İlacın 8 saaten uzun kullanılması durumunda soğuk zincir esasları uygulanır. Buz torbaları aracılığıyla ilaç soğuk olarak tutulur. Hazırlandıktan sonra, vuzdolabında 24 saat dinlendirilip ertesi gün için yalnızca 24 saatlik bir kullanım ömrü vardır. Kateter girişi sürekli açık bir yara olduğundan temizliğine özen gösterilmelidir. Konusunda uzman bir doktor ile uzman bir hastane ve acil durumlarda ne yapacağını bilen acil servis işbirliği gereklidir. Hastalar hergün ilaçlarını kendileri karıştırırlar. Maksimum streril ortam yaratıp gerekli özenle hazırlanmalıdır. Aksi halde hastanın kullanacağı son doz olabilir.

        Açık bir port olması nedeniyle enfeksiyon riski mevcuttur. (Maşallah bende 10 senedir olmadı.) Portun zamanla dokular ile tıkanır ve yerine yenisi takılır. Port takımıda uzmanlık gerektirir. Her invasiv işlemde olduğu gibi, kompleks bir durum oluşup ölümle sonuçlanabilir. (Ayşegül Arsoy)

        Flolan’ın yan etkileride çok meÅŸhurdur. Ama herkeste bu yan etkiler ortaya çıkmayabilir. Benim bir birinden güzel anılarım vardır. ÖrneÄŸin ishal yapıyor. İstanbul trafiÄŸi, asansör ve belediye otobüsü anılarım en güzelidir. Bütün yan etkilerine karşın saÄŸladığı yaÅŸam kalitesine doyum olmuyor.

        Korkmayın. Tedbirinizi alın. Yaşamak güzel. Hastadan hastaya değişikliler göstersede en çok rastlanılan yan etkiler aşağıdakiler gibidir.değişir.

          - Flushing; Bütün vucudunuzda yaygın kızarıklıklar. Arkadaşlarınıza, Kışın en soğuk zamanında, Maldivler de yanmışım biraz diye hava atabilirsiniz. Bedava güneşlenmek.

          Resim
          Resim
          Resim

          - Ayak tabanında ağrı; Ortapedik veya yarı ortapedik, havalı tabanlı iyi bir spor ayakkabı ile bu ağrıyı geciktirebilirsiniz. Ayakta bulundukça ortaya çıkar. Ama bazen yatarkende kendisini gösterir. Tadı aynen falaka'ya benzer.

          -Baş ağrısı: Bütün damar genişleten ilaçlarda olduğu gibi. Ağrının başında eğer parasetamol alırsanız sorun olmuyor. Ama ağrı şiddetlendikten sonra ne yapsanız nafile. Bir kaç saat geçmesini bekleyeceksiniz.

          -İshal: Lopermid gibi ilaçlarla nispeten kontrol altına alabilirsiniz. Ama ilacın aktif hale gelmesi için kafadan 2 saat geçmesi gerekiyor. Ben sabah iÅŸe gitmek için kalkmam gerek zamandan bir buçuk saat önce kalkmayı alışkanlık haline getirdim. Acele etmeden yavaÅŸ yavaÅŸ, sallana sallana hazırlanarak ilacın aktivleÅŸme süresini bekleyip öyle evden çıkarım. Seyahate çıkmadan önceki geceden Lopermid almaya baÅŸlayın. Gaza aman dikkat edelim, kazaya sebebiyet vermeyelim. Hiç riske gerek yok, en yakın WC’de iÅŸimizi görelim. Ayrıca idrara çıkarkende kaza yaÅŸama riski olduÄŸundan, tecrübeyle ben öğrendim. Maksimum garantili bir ÅŸekilde ihtiyaç giderilmesini tavsiye derim. BaÅŸtan alacağınız tedvbilerle hayatınız daha güzel olabilir.

          -Çene ağrısı; İlk çiğnemede sizi göz yaşlarına boğacak en fazla 20 saniye süren bir sıkıntı. Zamanla alışacaksınız. Sakız çiğnemek, yemekten önce bir parça kraker yemek, sıkıntınızı azaltacaktır.

          Ayrıca bir not; Flolan kullanımına ara vermek ölümcül sonuçlar ortaya çıkarabilir.

        Detay için bakınız; http://www.gsk.com/products/prescriptio ... flolan.htm

        1.2.3 ILOPROST (Ventavis®): 29 Aralık 2004 tarihinde FDA tarafından onaylanarak PH tedavisi için kullanı kullanıma sunulan dördüncü tedavi olmuştur.

        Pulmoner arteriyel hipertansiyon tedavisine yönelik, inhale, yani soluyarak (astım hastaları gibi) kullanılan bir ilaçtır. Yine, NIH III ve IV’üncü evre hastaların tedavisi için kullanılır. Iloprost'un, epoprostenol sodyum gibi damar yoluyla alınan türüde vardır. Ancak henüz FDA tarafından onaylanmamıştır.

        Iloprost (etken maddesi; iloprost, ticari adı; ilomedin), solunduğunda direkt pulmoner vasküler, damarlar yatağını (akciğer içersindeki daralmış damarları genişletir.) etkiler. Plateletlerin; kan pıhtılarının oluşumunda görev alan hücrelerin bir araya gelmesini önler. Uzun dönemli araştırma sonuçları henüz yok ama, 2 kısa dönemli (3'er aylık) çalışmalar hastaların yaşam kalitesini artırdığını göstermiştir.

        Iloprostun yarı ömrü, 20 ile 30 dakika olup, 1.5 saat etkisini sürdürür. ProDose® AAD nebülizer denilen cihaz ile solunur. AAD; ayarlanabilir aerosol ( katı ya da sıvının gaz içeresinde dağılmasıyla oluşan karışım yada sprey ) dağıtım sisteminin baş harfleridir. ProDose® hastanın nefes aldığını tespit ettiğinde ilacı salar.

        Iloprost hastanın ihtiyacına göre, günde 6 ile 9 kez solunur. Her bir doz ise, hastanın nefesine bağlı olarak 6 ile 10 dakika sürer. Iloprost'un yan etkileri, hemen hemen Epo ile benzerlik sergiler. En çok rastlanılan yan etkiler; flushing, artan öksürük, düşük kan basıncı, baş ağrısı, mide bulantısı, çene ağrısı, baş dönmesidir. Iloprost solüsyonu, gözü ve cildi tahriş edebilir.

        Detay için bakınız; http://www.cotherix.com/home.php?flash=yes

        1.2.4 SİDENAFİL SİTRAT (Revatio®): 3 Haziran 2005 tarihinde FDA tarafından onaylanarak PH tedavisi için kullanıma sunulan beşinci tedavi olmuştur.

        Pulmoner arteriyel hipertansiyon tedavisine yönelik, oral, yani ağızdan alınarak (hap) kullanılan bir ilaçtır. Yine, NIH evre II ve IV arasındaki evrelerdeki hastaların tedavisi için kullanılır. Sidenafil, fosfodiesteraz tip 5 inhibitörü sınıfı grubundaki ilaçlar arasındadır. Hepimizin pazarda Viagra® olarak bildiği bu ilaç, önce FDA'den yalnızca ereksiyon problemi için onay alındığından, PAH hastalığı için kullanımına FDA'dan onay vermemişti. Revatio® ise, FDA'den yalnızca PAH hastalığı için kullanılmak üzere onayı alınmıştır.

        Sidenafil, fosfodiesteraz tip 5 inhibitörü, (PDE-5) akciğerlerimizde üretilir ve diğer organlarımız, PDE-5'i özümseyerek, yani metabolize edilerek (parçalanıp başka birşeye dönüştürmek) cGMP denilen bir başka maddeyi üretriler. cGMP kan damarlarını gevşetir ve bu işlemin sonunda damarlar genişler. Sidenafil, PDE-5'i açığa çıkararak, akciğerin içersindeki kan damarlarında daha fazla cGMP olmasını sağlar. Bu da damarları genişletir. Akciğerdeki genişleyen damarlar, kalbin akciğer daha rahat kan pompalamasını sağlar. Akciğerdeki basınç düşer, bu da bizim yaşam kalitemizi artırır. Ayrıca sidenafil, plateletlerin bir araya gelmesini engeller, kan damarındaki kasların fazla büyümesinide azaltır. Uzun dönemli, farklı kliniklerin birlikte yaptığı araştırmalar sonucunda, hem tek başına kullanıldığında hemde diğer tedavilerin yanında kullanıldığında hastaların yaşam kalitesini artırır. Daha çok aktivite daha az nefes darlığı.

        Sidenafil, doktorumuzun belirlediği dozda günde üç kere alnır. Sidenafil genelde iyi tolere edilir. En çok rastlanılan yan etkileri, baş ağrısı, mide ekşimesi, flushing, halsizlik, geçici kas ağrıları, burun kanaması, uykuda zorluk, döküntü. Bazı ilaçlar ile birlikte kullanmak örneğin, nitratlar, nitrik oksit veya alfa blokerleri belirgin bir şeklide düşürdüğünden, bilinç kaybına hatta ölüme bile sebebiyet verebilir. Her ilaçta olduğu gibi, doktorumuza danışmadan başka ilaçlar kullanmamamız gerekir.

        En çok merak edilen konulardan biriside, Sidenafil sitratın Viagra® formunda az olsada sidenafil kullanımına bağlı olarak körlü rapor edilmiştir. NAION (bakınız; http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=158220 ) yani Nonarteritik Anterior İskemik Optik Nöropatili durumunun henüz kaynağı saptanamamıştır. Sidenafilden mi yoksa altta yatan kardiyovasküler problemler mi halen inceleniyor. Revatio® kullanımında NAION rapor edilmemiştir.

        Deta için bakınız; http://www.revatio.com/

        1.2.5 TREPROSTİNİL SODYUM (Remodulin®): 21 Mayıs 2002 tarihinde FDA tarafından onaylanarak PH tedavisi için kullanıma sunulan üçüncü tedavi olmuştur. Pulmoner arteriyel hipertansiyon tedavisine yönelik, subkutan (deri altı) veya damar yolu ile alınan bir ilaçtır. NIH evre II-IV arasındaki hastaların tedavisinde kullanılır. Epo ile benzer etkileri vardır. Damarları genişletir. Plateletlerin bir araya gelmesini önler. Böylece pıhtı oluşumu azalır. Epo kadar etkin bir tedavi olup olmadığı şu an için bilinmiyor ancak kısa dönem (3 aylık) araştırmaları hastaların yaşam kalitesini artırdığını göstermiştir. Klinik çalışmalar halen devam ediyor.

        Tresprostinilin yarı ömrü dört buçuk saattir. İlaç kesildiğinde hastalık belirtileri bir saat içersinde geri gelir. Tresprostinin kullanım için hazırlanıldığında, Epoprostenol gibi dikkat edilmesi gereken soğuk zincir uygulaması yoktur. 48 saat bouyunca oda sıcaklığında etkinliğini muhafaza eder.

        Tresprostinil vücuda deri altından uygulanacaksa, şeker hastalarının kullandığı modelde küçük bir pompa aracılığıyla, damar yolu ile alınacaksa epoprostenol uygulamsında kullanılan cinsteki bir pompa aracılığıyle vücuda zerk edilir. Deri altından kullanımda, vücuda girişi yapılan yerden üç gün boyunca ilaç zerki alınabilinir. Bazı hastalar, üç günden daha uzun süre boyunca da ilaç zerkini temin ediyorlar. Damar yolunda kullanımda ise epoprostenolde olduğu gibi vücuda ameliyat ile bir port açılması gereklidir.

        Deri altından kullanılan tresprostinilin en belirgin yan etkisi yaklaşık altı aylık kullanımdan sonra giriş yerinde ortaya çıkan ağrı, kızarıklık, sellülit, kanama. Bu yan etkileri önüne geçilebilecek çeşitli tedaviler mevcuttur. Hastadan hastaya farklılık göstersede en çok rastlanılan yan etkiler; flushing (derinin kızarması) mide bulantısı, çene ağrısı, ishal, baş ağrısı, parmak uçlarında ağrı, deride döküntü. Damar yolu ile kullanımda da vücutta açık yaranın enfeksiyon riski bulunmaktadır.

        Detay için bakınız; http://www.remodulin.com/

    2. CERRAHİ YÖNTEMLER: Ülkemizde bu yöntemlerin kullanımı ile ilgili elimde güvenilir bir bilgi yok.

      2.1 TRANSPLANTASYON:Hastalar ilaç tedavilerinden fayda sağlayamadıklarında son çare olarak yapılan bir girişimdir. Genellike, kalp akciğer birlikte nakil edilir. Yalnızca uygun olan hastalara yalnızca akciğer nakli yapılır. Bu grup hastalar seyrektir.

      Transplantasyonda yaşanan en büyük sıkıntı uygun organın temini. Bir çok hasta nakil beklerken uygun organ bulunamadığından hayatlarını kaybetmektedir. İngilterede yılda 10 pulmoner hipertansiyon hastasına transplant yapılırken, Amerikada ise akciğer kalp nakli olan hastaların yalnızca %25'i pulmoner hipertansiyon hastalarıdır. Nakil olan hastaların yarısı, 5 yıl ve üzerinde bir yaşam oranına sahiptir.

      Ayrıca; buradaki linkten; http://www.pha-turkey.com/forum/viewtopic.php?t=73 konu hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

      2.2 TROMBOENDARTEREKTOMİ: Bu ameliyat yalnızca, tromboembolik pulmoner hipertansiyon nedeniyle pulmoner hşpertansiyonu olan hastalara yapılır. Pulmoner damar pıhtı ile tıkanır. Varfarin ile çözüm gerçekleşmez. Bu tıkanıklık yüzünden basınç artmaya başlar. Bu gibi durumlarda, tıkanıklığın giderilmesi için uygulanan bir yöntemdir. Bazı vakalarda, tıkanıklık giderildiğinde, pulmoner arteriyel basınç normal seviyesi iner.

      2.3 ATRİYAL SEPTOSTOMİ: Bu ameliyat yalnızca ciddi pulmoner hipertansiyonlu hastalara uygulanır. Bu prosedürde, sağ ve sol kulakçıkların arasına bir delik açılır. Ortak bir duvarın böldüğü iki odacıktır. Duvarda açılan delik ile, sağ kalteki basınç bir nebze azaltılır. Daha rahat çalışması sağlanır. Fakat bu sefer de delikten biraz kirli kan; oksijen fakiri kan, temiz kan; oksijen ile yüklü kana karışır. Kalpten pompalanan oksijeni azalmış kan, sistemik dolaşım ile bütün organlara ulaşarak, vücudumuzun oksijen seviyesini düşürür. Bununla birlikte basıncı düşürmek, bütün vücudun oksijen seviyesini azalmasından daha avantajlıdır.

    3. GELECEK TEDAVİLER: Evet, çok yakında olabilir. Mühendis hücreler akciğerimizdeki hasarlı damarları onaracaklar, yok olmuş damarları yeniden örecekler (Bu yeniden damarlanma işlemine remodeling deniyor. ). İşte detay için bakınız;
    http://www.pha-turkey.com/forum/viewtopic.php?t=63

___________________________________________________________
pulmoner hiper tansiyon
pulmoner hiperansiyon
pulmoner hipertansi-yon
pulmoner hypertension

_________________
PHA Turkey, Pulmoner Hipertansiyon ile ilgili herÅŸey.

Organ Bağışında BELÇİKA MODELİ'ni istiyoruz. Organlar devletin olmalı.

"Doğru doktora ve tedaviye ulaşamayanları unutma, gel sende katıl bize, umut ol hepimize."


En son Kamil Hamidullah tarafından Pzr Ara 07, 2008 10:49 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 10 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj BaÅŸlığı: Flolan ve Flolan Uygulama Kiti
MesajGönderilme zamanı: Pzt Nis 23, 2007 10:42 am 
Çevrimdışı
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Prş Ara 07, 2006 5:57 pm
Mesajlar: 1029
Konum: Ankara
        Resim


Resim
Flolan ve Flolan Uygulama Kiti

İlaçlar, yurtdışından Accredo Therapeutics firmasından temin edilebilinir. Ancak Accredo, paket anlaşma yapıyor. Yalnızca ilacı tek başına alamıyorsunuz. Size paket hizmet sunuyor. Onlar sizin neye ihtiyacınız olduğunu hesaplayıp kendilerince oluşturdukları paketi bize gönderiyorlardı. Bu da burada yazılan reçete ile gelenler eşleşmediği için bayağı büyük problemlere neden oluyordu. 2000 yılında kendileri ile Amerika'da görüştüğümde paket işini biraz değiştirebildik. Ve fiyatlarında Amerikalı hastalara satış fiyatıyla aynı olduğunu tespit ettim. Artık biz reçete yazıp onlara ne gereksinimimiz var bildiriyoruz onlar da ona göre bize gönderi hazırlıyorlar. Tekrar haıtrlatayım. Yalnızca ilacı tek başına alamıyorsunuz. (Bütün dünyaya bu ilacı pazarlama işini 2000 yılındayken Olsten yada Gentiva üstlenmişti. Başka hiçbiryerden alamıyordunuz. Firmalar evlenip birbirlerini satın alıyorlar. En sonunda Accredo adıyla faaliyetini sürdürüyor.)

Temin edilmesini kolaylaştırmak için kiti orjinal isimleriyle veriyorum.

    1- STERILE DILUENT for FLOLAN®
    Resim
    Flolan'ın eriticisi. Her bir şişe 50 ml. olduğundan ve bizde 100 ml.'lik kaset kullandığımızdan en az günde 2 şişe diluent kullanıyoruz. Zaten ambalajında da iki şişe bulunuyor. (Diluent steril su demek, ancak bunun adı diluent, sizi yanıltmasın. İllaha ki ilaçla birlikte bunu kullanmanız gerekiyor. Çünkü sadece saf su değil, epoporstenol sodyum için bir çözelti. Glaxo'da uyarıyor, aksi halde yaşanacak çok büyük riskler doğacağını söyleyip, sorumluluk kabul etmiyor.)
    Alıntı:
    STERILE DILUENT for FLOLAN
    2 Vials for 50ml. each
    Contains drug diluent for use only with FLOLAN (epoprostenol sodium) for injection.
    Rx only (reçete ile satılır.)
    Each vials contains 94mg glycine, 73.3mg sodium chloride, sodium hydroxide (added to adjust pH), and Water for injection, USP.
    GSK, GlaxoSmithKline
    Research Triangle Park, NC 27709
    http://www.gsk.com/index.htm

    2- FLOLAN®
    Resim
    Şişe içinde beyaz toz. Malın en kalitelisi yani. Hayat veriyor. nefes veriyor. Mübarek şey. Diluent ile karıştırıp çözüyoruz. Benin konsantrasyonum 195.000 yani günde 13 şişe kullanıyorum.
    Alıntı:
    FLOLAN (epoprostenol sodium for Injection)
    1.5 mg (1.500.000ng)
    Each vial contains epoprostenol sodium equivalent to 1.5 mg epoporstenol, 3.76mg glycine, 2.93mg sodium chloride, and 50mg mannitol. Sodium hydroxide may have been added to adjust pH.
    Rx only (reçete ile satılır.)
    GSK, GlaxoSmithKline
    Research Triangle Park, NC 27709
    http://www.gsk.com/index.htm

    3- RED CAP
    Resim
    Kasete bakteri ve hava girmesini önleyecek luer lock tıpası.
    Alıntı:
    1 Red Cap™ R2000
    6A 19 018101 B|Braun
    Non-Pyrogenic Sterile
    Luer Lock Plug
    Disposable
    http://www.bbraun.com/

    4- BACTERIOSTATIC 30ml. (0.9% sodyum klorit)
    5- HEPARIN 30ml. (100 usp Units/ml.)
    Resim
    Alıntı:
    USP=Unique Selling Points. Bir ürünün benzerlerinden hangi alanlarda farklılaştığını ve rekabet gücünü ortaya çıkartan özel noktalarını belirtmek için kullanılan terimdir.
    http://www.hospira.com/default.aspx

    6- CASSETTE
    Resim
    İlaç karışımını depoladığımız, pompaya takarak kullandığımız kaset.
    Alıntı:
    100ml. REF 21-7002-24
    Medication Cassette Reservoir
    For use with CADD® pumps
    Contents sterile in unopened, undamaged package. Nonpyrogenic.
    Deltec, Inc., St. Paul, MN 55112 USA http://www.smiths-medical.com/

    7- SYRINGE 60ml.
    Resim
    Bildiğimiz Luer lock'lu,kilitli, vidalı 60ml'lik şırınga. Eğer olurda 60ml.'liğini bulamazsanız, 50ml.'lik ile de idare edebilirsiniz.
    8- SYRINGE 3ml.
    Resim
    Bildiğimiz Luer lock'lu,kilitli, vidalı 3cc'lik şırınga.
    9- NEEDLE 18G
    Resim
    18G ölçüsünde iğne. İlacı karıştırmak için sonra 60ml.'lik şırıngaya vidalayacağız.
    10- BATTERY
    Resim
    Sims Deltec firması, Duracell'i tavsiye ediyor. Alkalin pil olmalı. Heavy Duty. Burada amaçlanan, pompanın 3 gün boyunca aynı güçte, performansta ilacı bize zerk edebilmesi. Yeni pompalar kalem pil ise çalışıyor. Onlarda "Alkalin" ve "Heavy Duty" olsunlar.
    11- EXIDINE 8oz.
    Resim
    Antibakteriyel sıvı sabun. Hipoalerjenik olmasına dikkat edin. Medikal ürünleri, ticari ürünlere tercih edin derim.
    12- EXT.SET 60"
    Resim
      Alıntı:
      Ref: 21-7106-24 - 0.2µ Filter 152cm/60in. 1.8ml
      Extension Set, 0.2µ Filter and Anti-Siphon Valve
      For use with Medication Cassette reservoir. Contents sterile in unopened, undamaged package. Nonpyrogenic.
      Deltec, Inc., St. Paul, MN 55112 USA http://www.smiths-medical.com/

      Resim
    Set, hortum, kablo, tubing, ara kablo ne dersen de. Kaset ile Hickman arasındaki uzatma aparatı. Hickman ucunda hava filitresi var. Amaç dolaşım sistemine, hava kabarcıklarının ulaşmasını engellemek.
    13- TAPE 3M MEDIPORE 2"
    Resim
    Hipoalerjenik olmalı. Bu bant süper, ben kefilim. Alışana kadar ciltte biraz rahatsızlığa neden olabilir ancak, uzun süreli kullanımda cilt ile çok uyumlu. Tahriş yapmıyor.
    14- STERILGAUZE SPONGE 4"X4"
    Resim
    Steril 4inç'e 4inç ebatında gazlı bez. Paketten 2 adet çıkıyor.
    15- STERILGAUZE SPONGE 2"X2"
    Resim
    Steril 2inç'e 2inç ebatında gazlı bez. Paketten 2 adet çıkıyor.
    16- POVIDONE IODINE 16oz.
    17- HYDROGEN PEROXIDE 16oz.
    18- ALCOHOL 16oz.
    Resim
    Steril Alkol, Oksijenli su ve Betadin;
    Küçük şişeleri sakın atmayın derim. Onlara dolum yaparak kullanın. Seyahat ederken size kolaylık sağlayacaktır. Ancak dikkatli olun. Şişeler sızdırmamalıdır. Mümkünse, orjinal ambalajını açtığınızda şişenin ağzında bulunan kör tıpaları atmayın. Seyahat ederken sonra size lazım olacak.
    19- ALCOHOL PREP PAD
    Resim
    Steril alkol pedleri, ilaç şişelerinin tepeleri gibi, lokal alanların sterilezasyonu için kullanıyoruz. Olurda bulamazsanız. Steril gazlı beze dökeceğiniz, steril alkol ile de aynı verimi alabilirsiniz.
    20- ICE PACK
    Resim
    Buz torbacıkları.
    21- POUCH
    Resim
    Pompayı taşıma çantası. Kasetin bulunduğu yerdeki ceplerine buz torbacıkları koyarak, ilacın soğuk zinciri bozulmadan kullanımını sağlıyor. Ancak yaz aylarında daha dikkatli olmak lazım. Buz torbacıklarını daha sık değiştirmeliyiz.
    22- PUMP CADD
    Resim
    Ağrı pompası, morfin pompası ya da taşınabilinir infüzyon pompası (pain pump/ambulatory infusion pump/taşınabilir pompa, enfüzyon pompası) olarak ta bilinir. Aslen kanserli hastaların ağrılarını dindirmek amacıyla kullanılırlar. Pompayı mümkünse yurtiçindeki distribütörlerden almaya kalkmayın. Pompanız bozulduğunda veya herhangi bir sıkıntı yaşadığınızda, karşınızda herhangi bir muhatap bulamazsınız. Sonra çok ağlarsınız. Buradaki teşkilat tamamen ticari. Sadece satış yapıyorlar. O kadar. Satana kadar kankiler anlayacağınız gibi. Sonra yankiler. Yurtdışındakiler inanın sizinle çok daha fazla ilgileniyorlar. Satış onlar içinde önemli ancak hayatınıza da değer veriyorlar. İnsanca muamele görüyorsunuz. Fanmedika Tıbbi Ürünler Pazarlama Ticaret ve San. Ltd. Şti'nin yaptığı gibi, biz sizi ararız deyip yüz üstü bırakmazlar.
      ve
    Detay için; Smiths Medical
    23- HICKMAN CATHETER
    Resim
    Hickman portu Türkiye'de mevcut mu bilmiyorum. En son Amerika'dan temin ettim. Yurtdışına çıkanlardan isteyebilirsiniz. Ancak kolay değil. Reçete ile satılıyor. Bunlarıda aşmanız lazım. Yalnız pahalı olduğunu hatırlatayım. Amerikan Hastanesi'nden Dr. Ömür Erçelen ve ekibi gayet başarılı bir şekilde Hickman kateterini takıyorlar. Hickman enfeksiyonu konusunda da, Hacettepe'den Dr. Ömrüm Uzun bir numaradır, bilginiz olsun.
    [url=http://www.pha-turkey.com/forum/resim/Broviac.pdf]"Broviac 6.6 Fr. Single-Lumen CV Catheter
    Reorder Number: 0600544"[/url]

      Alıntı:
      ResimResim
    Eğer Türkiye'den temin edilemezse, Amerika'daki dernekten yardım istenebilinir. Daha fazla bilgi için;"Bard Access Systems."
    24- HICKMAN REPAIR KIT
    Resim
    Olmazsa olmaz değil. Ama yangın söndürme tüpü gibi düşünün. Faydalı olabilecek bir ayrıntı.
    "1.0mm Lumen for Hickman and Broviac CV Catheters (White Adapter)
    Reorder Number: 0601620"


Hazırladığımız kasetleri etiketlendirirken şu ayrıntılara dikkat etmeliyiz. Niye diye soracak olursanız, şuurunuz kapalıyken veya evrensel yardım alınırken, yani yabancı merkezler veya doktorlar kullanılan ortak dil bakımından önem arzediyor. Sıralaması önemli değil.
Kaseti hazırladığınız tarih ile son kullanma tarihi; Karıştırılmış ilacın ömrü 48 saattir. 24 saat buzdolabında dinlendirilir ve yalnız 24 saat kullanım ömrü kalır. Maksimum etkiyi muhafaza edebilmek içinde ilacı soğuk muhafaza etmeyi başarmamız da önemlidir. Resimdeki tarih aralığı, 22/4 - 24/4'ür.
Hangi gün kullnacağınız;Örnekte, pazartesi yazılıdır. bu bilgi biz kullanıcılar içindir. Yedek kasetle karıştırılmaması içindir. Çünkü kafamız her zaman parlak olmayacak, saçma sapan işler de yapacağız.
Konsantrasyon; İlacın yoğunluğunun bilgisi.
Doz;İlacımızın dozu.
Rv/Pr; Pompamızın bize ne sıklıkla ilacı zerk edeceğini programladığımız verileri. Rv; Reservuar hacmi. Pr; pompalama oranı yani pompanın zerk hızı. Rv = Pr + 5 (acil durumlarda kaseti hemen değiştiremeyeceğimiz ortamlarda bize zaman kazandıran bir fazlalık.). Pompa etkinliğini, Pr, 43ml/24h ile 96ml/24h arasında muhafaza edebiliyor. O yüzden buna dikkat edilmeli aksi halde, pompadan alınacak performans düşecektir. Bu yüzden bir üst konsantrasyona geçilir.
r; rate, yani oran. Pr/24saat. Bir saatte zerk edilen sıvı miktarı.
İlacı karıştırdığımız saat 48 saatlik kullanım ömrünün hesaplanmasında önem arz eder.

İlacın yarı ömrünün 3 küsür dakika olduğunu yukarıda anlatmıştım. Acil durumlar için sürekli ilacınızın bir yedeği ile yedek pompa ve acil durumlarda ihtiyaç duyacağınız müdahale malzemelerini yanınızda taşımanız gerektiğini unutmayın. Sürekli yedekle dolaşacaksınız. Çünkü 6 dakika sonra vücudunuzda Flolan kalmayacak. 6 ay sürekli kullanım sonrasında ilacın ani kesilmesi, ölümle sonuçlanabiliyor. Ufak bir hatırlatma.

Doz Nasıl Hesaplanır?

Ben bu işi doktorunuza bırakmanızı tavsiye ederim. Yada benim kadar profesyonel olduğunuzda bu bilgileri kullanın. Şimdi burada merakınızı giderin diye açıklıyorum.

    pr=rt*24
    rt=(doz*wt*60)/con
    rt*con/(60*wt)=doz

    Alıntı:
    wt: kilogram cinsinden kilonuz.
    con: konsantrasyon (şişe sayısı x konsantrasyon) ayrıca, birimler aşağıdaki gibidir.
    rt=ml/hr (hr=saat)
    con.=ng/ml
    pr=ml/24hr
    doz=ng/kg/hr
Sürekli göğsünüzde açık bir yara ile yaşayacaksınız. Hickman Portu. Ne kadar temizde olsak ne kadar önlemde alsak. Cildimiz üzerinde Escherichia coli'den (çok tehlikeli ve bir o kadar terbiyesiz bir bakeri.)tutun birçok küçük yaratıkla ortak bir yaşam sürüyoruz. Bunlar içimize giremediği müddetçe bizde sıkıntıya sebep olmuyor. Dostça geçiniyoruz. Üzerimizde mikro bir sistem barındırıyoruz. Ne kadar da dikkat etsek, hiç hata yapmasak dahi bazen bu vücudumuzun içinde istemediğimiz yaratıklar enfeksiyon olarak karşımıza çıkıyorlar. Hickman portunun ucu kalpten milim uzak olduğu için, burada oluşacak bir enfeksiyon, iltihaplanma, ufak ama boyunlarından büyük tahribat yapan asalakların saldırısı, genelde Yahya Kemal Beyatlı'nın mendilini sallayarak uğurladığı sessiz gemiye bir biletanlamına geliyor. Hickman portunun cildimizdeki ucundaki enfeksiyon ise bir nebze mücadele edilebilir oluyor ancak, riske girilmeden çoğunlukla yeni bir Hickman takılması ile sonuçlanıyor. Eğer Hickman sol göüsünüzde takılıysa, yenisini sağ göğsünüze takıyorlar. Hiç korkulacak bir operasyon değil. Yarım saat sürüyor. Sanki başta sizin göğsünüzü bir arı sokuyormuş gibi oluyor sonra, akşama evdesiniz. çok nadiren kaslardaki zedelenme biraz can sıkıcı olabiliyor. Bir hafta gibi bir süre boynunuzu oynatamıyorsunuz gibi ancak geçiyor. Ama bu işleminde bir riski var. Örneğin Hickman takarken oluşacak bir pıhtı vs. gelipte hayati organlara giden damarları tıkayabilir. Ben 7, 8 kere taktırdım çok mutluyum ancak enfeksiyon nedeniyle değil. Benim vücudum Hickmanı çok sevmiyor. Hemen içini endotel ile örerek tıkıyor. Yaklaşık her 2, 2.5 yılda bir yeni Hickman ile sahnelere çıkıyorum. Sıkılıyorum. En son model Hickman ile dolaşıyorum.

İlacın dozu, hastalık geri döndükçe artırılır. İlk tedaviye başladığımda konsantrasyonum 0.5mg'dı. Şu anda 19.5mg'dayım. (13 şişe x 1.5mg)

Çenem düştü değil mi? Niye. Çünkü Aralık 2006'da talep ettiğim ilaçlar, efendim 24 Nisan'da İstanbul'a ulaştı. SSK 3'er aylık dönemler ile ilacı TEB aracığıyla getirtiyor. Ancak fiiliyatta bu prosedürler, iki kurumun çekişmesi nedeniyle 5 ayda gibi bir süre alabiliyor. Ama bu sizin probleminiz oluyor. İster öl ister yaşa. Neredeyse, iyi ki rahmetli Fatma ölmüşte ilaçları bana kalmış diyeceğim. İnsanı bu duruma getirenler utansın.


İlaç Nasıl Hazırlanır?

İlacın karıştırılması ve Hickman kateterinin bakımına değinmeden önce bilrmemiz gereken en önemli şey sterilezasyonun mantığıdır.

Steril demek, herhangi bir yaşam ihtiva etmeyen demektir. Çokça hepimiz yaparız. Evde yere yediğimiz birşey düşse, yerden alıp ya üfleyerek yada silerek tekrar yemeye devam ederiz. Yerde ne kadar kaldığının bir anlamı yoktur. Yerle temas ettikten sonra düşen yiyeceğe düştüğü yerdeki bakteri ve organzimalar bulaşır. Bunu niye anlattım. Sterilezasyonun ne kadar çabuk kırılabileceğidir. Anlık bir hata. Eğer yaptığımız hatanın farkına varırsak ne ala. Varamazsak, bütün ekipmanlara bu organizmaları bulaştırmamız olası. Bu niye bu kadar önemli. Aldığımız ilaç direk, kalbe av akciğer gitmekte. Bu bölgede bu canlıların yapacağı bir enfeksiyon, iltihap ile genellikle, size öbür tarafın kapıları sonuna kadar açılır.

Antibiyotiklerinde, eskisi kadar etkili olmadığını kulağınıza küpe yapın.

    Önce el temizliği

    Çoğumuz elimizi iyi temizlediğimizi düşünürüz. Antibakteriyel sabunlar vs. vs. Ama bilmediğimiz bir çok ayrıntı var.

    Alıntı:
    EL TEMİZLİĞİ İÇİN KAÇ DAKİKANIZI AYIRIYORSUNUZ?
    Kadir CAN
    Doktor Mayda bir cerrahtır. Yapacağı ameliyat öncesi lâvaboya gelir. Önce ayağıyla sıvı sabun veren âletin düğmesine basar ve diziyle de musluğu açar. Sonra bir dakika boyunca sabunla ellerini ovar, sağ ve sol elini aynı nispette temizler. Mayda, steril bir fırça ile tırnaklarını temizler. Bir dakikayı da bunun için harcar. Ellerini yıkar ve steril bir sünger ile kurular. Son olarak ilk baştaki yıkama işlemini tekrarlar. Ding! Ding! Ding! Mayda'nın beş dakikalık el yıkama işleminin bittiğini gösteren zil çalar.
    Bu hâdise bazıları için abartılı gelebilir. Ancak bir cerrah için bu, son derece gerekli ve alışılmış bir işlemdir.

    Son yapılan çalışmalar, sağlıklı olmak ile hasta olmak arasındaki önemli farklardan birinin de iyi el yıkama olduğunu göstermektedir.

    1999 Ağustosu'nda, Minnesota şehrinde dört çocuk, elden el kolayca geçebilen bir bakteri olan Stalfilokokus aureus yüzünden ölümcül şekilde infekte olmuştur. S. aureus, metisilin gibi popüler antibiyotiklere karşı dirençlidir. Ancak iyi bir el yıkama ile bu bakterilerden kurtulunabilinir.

    Antibiyotiklerin birer birer o eski ihtişamlı günlerini kaybetmeleri üzerine, bazı bilim adamları el yıkama işinin zorunlu olduğunu düşünmektedirler.

    Hastahanede yatan ve orada S. aureus enfeksiyonuna yakalanan hastaların yarısı metisilin'e dirençlidir. 1974'te bu nispet % 2'ydi. Epidemiyologlara göre, Minnesota'daki ölümler buz dağının sadece görünen yüzüdür. Atlanta'da bulunan 'Hastalıkları Önleme ve Koruma Merkezi' epidemiyologlarına göre el yıkamak, herkesin yapabileceği en tesirli hastalık önleme metodudur.

    Etrafımızda ne kadar bakteri olduğunu düşünmek için şu ilginç deneye bir bakalım. 1930 yılında John Hopkins Üniversitesi'nden P. Price 14 küçük küvet hazırlayarak, içlerini ılık steril saf suyla doldurur. Ellerini, her küvette 1'er dakika olmak üzere sabunla yıkar. 14 küvetteki toplam bakteri sayısı 4,58 milyon olarak hesaplanır. Son bilimsel çalışmalara göre, elleri bir kez yıkama ile 200 milyon bakteri, ayrıca virüs ve mantar ellerimizden uzaklaşmaktadır.

    S. epidermis, ellerimizde yaşayan bir bakteri türüdür. Yani bunlar ellerimizin yerlileridir. Bazen hastalık oluşturabilirler. Daha tehlikeliler ise; lâvabolarda, tuvalet fırçası koyulan yerlerde, havaalanında bekleme salonları, terminaller, telefon ahizeleri (resim 1) gibi yerlerde bulunan bakterilerdir. Bakteriler, en çok tokalaşırken temas edilen baş parmak ile işaret parmağı arasındaki bölgede ve tırnak diplerinde bulunurlar (resim 2).

    E. coli, bağırsaklarımızda yaşayan bir bakteridir ve her yıl 20.000 kişinin besinlerden zehirlenmesine yol açmaktadır.

    Meselâ; temizlik kurallarına uyulmadan hazırlanan bir hamburgerde 10 milyon kadar hastalık yapan bakteri vardır.

    Parmak uçları, bakterilerin en çok sevdiği yerlerdir. Bakteriler buralarda en iyi şekilde saklanırlar. Üç boyutlu ve 50 defa büyültmeli bir mikroskopla avuçlarımıza bakacak olursak (belki ilerde lâvabolarımızda veya mutfaklarımızda bunlardan birer tane olacak ve gerçekten temizlemiş miyiz, bakacağız.) birçok gizli bölme görürüz. Derimizde nezle ve grip virüslerinin yaşadığı derin yarıklar vardır. Bakteriler bu yarıklarda üremezler. Buralar bekleme salonlarıdır. Ne zaman ellerimizi burnumuza, ağzımıza ve gözümüze değdirirsek o zaman fırsat bekleyen mikroorganizmalar hemen buralara geçerek üremeye başlarlar.

    Avuçlarımızdaki ter bezleri (cm2'de 400-500) ellerimizi nemlendirirken, bakterileri de sularlar. Ter bezleri minyatür kömür madenleri gibidir. Epidermis tabakalarında kanallar vardır. Buralar ve elimizin üzerindeki kıl folikülleri bakteriler için köstebek yuvaları gibidir.

    Tırnak altları (tıbbî adı subungual bölge) en güvenli sığınaklardır. Mikrobiyolojistlere göre ellerimizdeki bakterilerin % 95'i buralarda bulunmaktadır. Ve bunları yok etmek için eller en az 5 dakika iyi bir şekilde yıkanmalıdır.

    Birçok insan, hattâ birçok doktor, hemşire ellerini gerçekten iyi yıkamamaktadırlar.

    Yeni yapılan bir çalışmaya göre acil servislerde çalışan doktor ve hemşireler bir hastaya dokunduktan sonra hemen ellerini yıkamamaktadırlar. Ortalama el yıkama süreleri 9,5 saniyedir. El yıkarken genellikle, tırnaklar, baş parmak, avuç içi yarıkları ve el sırtı tam temizlenmemektedir.

    Eller yıkandıkları hâlde gerçekten temizlenmemektedir. Çözüm gayet basit. Bir sabun ve ılık bir suyla işe başlayabilirsiniz. Normal bir sabun iyi bir temizlik için yeterlidir. Antimikrobiyal sabunlar gereksizdir ve bazen bakterilere direnç kazandırdığı için zararlı da olabilirler.

    Sabun elimize değdiğinde, yağ adacıkları erimeye başlar. E. coli gibi bakteriler 5 sn içinde sabunla etkileşmeye başlarlar. Sabun, bakterilerin hücre duvarını parçalamaktadır. Sabun grip virüsünün de dış tabakasını parçalamaya başlar. El yıkama ile ayrıca maya ve mantarlar da temizlenir.

    Yıkamanın bu ilk safhası 15-20 sn sürmelidir. Bu arada insanın canı sıkılmasın diye bazıları ruhlarına inşirah verici ilahî nağmeleri de terennüm edebilirler. Sağlık elemanlarının tetizlikle yapması gereken bu yıkama işlemi sonunda daha sabunu bırakmadan mikropların çoğu temizlenmiş olur.

    Ne kadar süre ile elinizi yıkarsanız yıkayın, bir müddet sonra subungual bölge, ter bezleri, kıl kökleri ve deri yarıklarında bulunan ve saklanan bakteriler tekrar ortaya çıkacaktır. Dr. Mayda ve bizler için bakterilerle savaşta daha çok rauntlar bizi beklemektedir. Ancak artık her raunda da ne yapacağımızı biliyoruz. Müslümanlar bu konuda daha avantajlı bir durumdalar. Günde beş kere abdest alma, üç öğün yemeğin öncesinde ve sonrasında altı kere el yakıma neticesinde toplam olarak 11 kere ellerini yıkamış oluyorlar.

    El yıkama işi bittiğinde elinizin temizlik gıcırtısını duymaya çalışın. El yıkama işinin hakkını vermezsek zamanımızı boşa geçirmiş olur ve mikropların temizlenmesi işlemini yapmamış oluruz...

    Kaynak
    - Discover, December 1999, "The Biology of Hand Washing"
    - Users.qol.com/comcontrol/comply.htm compliance control center
    http://stu.inonu.edu.tr/~f981155/el.html

Elimiz ne kadar temiz olursa o kadar az yaratığı oraya buraya bulaştırırız. Gerisini bizim savunma mekanizmamız halledebilir. Bir notta kullanığımız pulmoner hipertansiyon ilaçları savunma mekanizmamızı baskılar. Yani zayıflatır. Aman ha. Ona göre.

    İlacı karıştırma

    Önce kullanacağınız, ihtiyaç duyacağınız malzemeleri temizinden, bir plastik kutu olur, leğen olur oraya istifleyin.
      1 adet 60cc'lik şırınga
      2 adet 18G iÄŸne
      ihtiyacınız kadar alkol pedler. (ör. ben ortalama 9 ped kullanıyorum.)
      1 adet kaset
      1 adet kırmızı tıpa, red cap
      Konsantrasyonunuz kadar Flolan şişe. (ör. ben 13 şişe kullanıyorum.)
      2 adet Diluent.
      1 adet Steril Alkol %70
      3 yaprak dolma, pardon havlu kağıdı.
    Masamızın, ilacı yapacağımız zeminin üzerini boş bıraktık. Sonra gömleğimizin yenleri düşmeyecek şekilde, kollarımızı sıvadık. 2 yaprak havlu kağıdını yanımıza alarak, lavabonun yolunu tuttuk.
      ışığı aç
      musluğu aç.
      ellerini ıslat.
      antibakteriyel sıvı sabun (mümkünse medikal olan bir sıvı sabun olsun) avucumaza döküp iyice köpürterek (normal sabun gibi köpürmeyecektir.)
      elimizin her yerini en az 30 saniye ile ovacağız. Toplamda bu işlem 5 dakika gibi sürecektir. Bu saatten sonra ellerimizi hiçbir yere değmeyeceğiz. Bir yaprak havlu kağıdı ile elimizi kuruladıktan sonra,[Kesinlikle kumaş havlu olmayacak!) diğer kuru havlu yaprağı ile elimiz değmeyecek şekilde musluğu kapatacağız. Sonrada lavabodan çıkarken elin değmeyecek şekilde ışığı kapatacaksın. (Kapıyı bu zaman için kapatmayın, zaten ellerinizi yıkıyorsunuz yalnızca. Sonra açması zor olabilir.)

      Masanın önüne geldin. Sandalyeye oturdun. Ellerin değmiyor biryere. 2. Yaprağı çöğe at. masa üzerine alkol dök. Masa yüzeyininin hepsini silebilecek kadar. Ben herhalde 1.5 çorba kaşığı kadar döküyorumdur. Masa yüzeyini 3 yapraklar güzelce silerek, mikroplardan arındır. Sildiğin 3. yaprağı çöpe atma hemen, masanın ucuna koy. Ne olur ne olmaz lazım olacaktır. Sen tam ilaç yaparken kapı, telefon mutlaka çalacakatır. Ben açmıyorum. Sizi bilmem. Mikrop sağa sola bulaşmadan işinizi bir an önce bitirmenizi tavsiye ederim.[list]
      - Önce Flolanları kutularından ve şişelerin üzerindeki kapaklarını çıkarak masanın kenarına diz.
      - Diluentleri aynı şekilde çıkart ve Flolanların yanına diz.
      - 60cc şırınganın ambalajını aç ve hemen 18G'lik bir iğneyi tak.
      - Alkol pedlerini de koy masanın üzerine.
    Sonracığıma, Şırınganın mührünü kır. Yani içindeki havayı boşaltıp dibine kadar havayı çek. Bir tane diluenti al tepesini alkol pedle sil ve o alkol pedi atma. Mutlaka şimdi ellerin bir yere değmemesi lazım ya, burnun vs. kaşınmaya başlar. Orayı bununla elin değmeden kaşıdıktan sonra çöpe at ama.

    Şırınganın iğnesinin muhafazasını çıkar ve masaya güzelce koyki, döne döne masadan düşmesin. Diluentin kapağına 45 derecelik bir açı ile batırıp hemen iğneyi dikleştir. Niye, dik batırırsak, dilunetin kapağından bir parça kopartarak damarlarımıza Allah muhafaza gönderebiliriz. Şimdi ters çevir. Bir elinle diluenti tut yukarda, şırınga aşağıda. Masadan kuvvet alarak yani şırındanın dibini masanın üzerine oturtarak, diloşa (diluent) hava zerk et biraz. Sonra serbest bırak, şırınganın içine sıvı dolsun. Diloş'ta sıvı kalmayana dek bu işleme devam et. Diloşun dibinde az bir sıvı kalacaktır. Bunu kafaya takma. Şırınganın iğnesinin muhafazasını geri tak ve masaya bırak. Aman ha şırıngaların sakın ortasından tutmuyoruz. Dibinden hallediyoruz herşeyi.

    Sonra flolan şişesini alıyoruz. Ağzını alkolpedle siliyoruz. Şırıngayı yine 45 derecelik bir açı ile batırıp dikleştiriyoruz. Ve içine yavaş yavaş, etiket hizasına kadar sıvıyı zerk ediyoruz. Köpürtmeden. Sakin sakin. Sonra şişeyi çok ve hızlı çalkalamadan (şırınga ucunda takılı hala, ben çıkar dedim mi?) şişedeki toz eriyene kadar sakin sakin çalkalıyoruz. Bir şişeyi ters tutuyoruz, bir düz. Toz eriyince şişe yukarıda kalacak, şırınganın dibini masaya yaslayacağız. Ve Flolana hava zerk edip şırıngayı masaya bastırarak, şırıngaya sıvıyı alacağız. Şırındaga hava biterse eğer. Şişeyi ters çevirip şiedeki havayı geri çekebilirsiniz. Flolanın içinde az miktarda sıvı kalacaktır. Kafaya takma. Böylece ilk şişenin işi bitecektir.

    Yukarıdaki işlemi konsantrasyonundaki şişe sayısınca tekrarla.

    Kasetin ambalajını aç. Masaya koy. Şırınganın muhafazasını çıkart. Kasetinde tıpasını, sakın kasetin ucunu ve şırınganın ucunu bir yerlere değdimeyin. Şırıngayı kasete vidala. Ve şırıngayı zerk et. Dibine kadar zerk ettikten sonra. Kasetin içinde oluşan fazla havanın birazını alacağız. Yaklaşık 10 ile 20 cc arasında olacak. Kasetten kasete değişiyor. Bütün havayı almayacağız.

    ikinci diloşu da şırıngaya al. be kasete boşalt. Şimdi kasetteki fazla havayı şırıngaya çek. Sonra kasetin dibini masaya vur. Bir bakacaksın içi hava kabarcığı dolacak. Tekrar sakince kasete azcık hava göndererek, baloncukları toparla. 3, 4 kerede bu işlemi bitirmek zorundasın. Statik elektrik oluşacağından kabarcıkları ortadan kaldıramayabilirsin sonra. Ufak kabarcıkları dert etmeyin. Az ve ufak kabarcıklarda makbuldür. Diğerleri, sistemi tıkayabilir. Pompanın çalışmasını engelleyebilir. "High Pressure." Veya size zarar verebilir.

    Kaseti hazırladıktan sonra üzerine bir etiket yapıştırın. Yukarıda bahsedilen bilgileri yazın ve buzdolsbına kaldırın. Sakın buzluğa, derin dondurucuya koymayın. Yalnızca dolaba koyun. Artık yarın kullanmak üzere bir kasetiniz var. Unutmayın 48 saat ömrü var. 24 saat dolapta 24 saat kullanımda. (Biraz esnetebilirsiniz.)

    Flushing

    Hickmanı yıkama. Üçgünde bir yapılır. Malzemeleri hazırla.
      -3 adet 3cc şırında,
      -1 adet tubing (ara kablo, 12. kalem)
      -1 adet 2x2 gazlı bez.
      -Iyodin yada betadin
      -Oksijenli su
      -heparin
      -Bacteriostatic
      -2 adet alkol ped
      -pil
      -yedek pompa
      -kullanacağın, dün hazırladığın kaset.
    kaseti ve pili pompaya tak. Hickman kateterinin bandajından en üst yaprağı sök. Hickmanın klipsi serbest kalacak. Ve Hickmanın ucu ama dikkat açıkta kalacak. Kıyafetlerinize temas etmeyecek şekilde önlemini al. Ben üstüm çıplakken bu işlemi yapıyorum. Pompa kendi kendini sınadı ve rakamlar üzerinde belirdikten sonra, ellerini sterilize et ve masaya gel ve masayı temizle malzemeleri masaya diz.
    2x2'ye biraz betadin dök. Heparin ile bacteriostaric şişelerinin ağzını bununla siz. 3cc şırıngaları ambalajlarından çıkart ve mühürlerini kır. İkisinin iğnesini iyice vidala bir tanesinin iğnesi gevşek vidalı olsun ve şırınga kapalı olsun yani, içinde hiç hava olmasın. Bir şırıngaya heparin 2.5cc'ye kadar çek, diğerine bacteristatiki. Sonra tubingin yuvarlak hava filtresi olar ucunu değilde diğer ucunu kasete tak. Ve pompa ile prime yap. Tubingin içindeki havayı al. Ucundan bir damla sıvı akana kadar, pompayı "prime"la. Gevşek şırınganın iğnesini, hickmandan söktüğün tubinge tak, boş şırıngayı da Hickmana. Hickmandan şırınganın dibine kadar kan çek. Aman ha içi sıvı olan şrıngaları hickmandan zerk et. Sakın dalgınlıkla kendine hava zerk etme. Sakın! Olaki zerk edemedin, bir dirençle kaşılaştın. Doktoruna başvur. Zorla zerk edersen. Tıkanmış hickmanı patlatabilirsin, ya da içindeki pıhtı vs. damar yoluna gönderebilirin. Allah korusun. Sıvıların zerkini hızlıca yap. Sonra hickmanın ucunu alkol ped ile sil. Yeni, havası alınmış tubingi tak ve pompan CADD-1 ise 8 kere prime'la diğerleri için doktoruna danış ve pompanın değerleini teker teker restele ve konrol ederer, pompayı başlat. Hickmana bir son yaprak bandaj yaparak korumaya al. İşlem tamam. (prime rakamları hastadan hastaya değişebileceği için doktorunuza sorun.)

    Bandaj

    Her üçgünde bir yapılır. İlk Hickman takıldığında daha farklı uygulama olacaktır. Doktorunuz sizi yönlendirir.
      -2 adet 2x2 steril gazlı bez
      -2 adet 4x4 steril gazlı bez
      -alkol %70, betadin, oksijenli su.
      ve tape 3M medipore 2".
    (masanın karşısına bir ayna monte etmeni tavsiye ederim.) -üstünüz çıplak olsun. Malzemeleri hazırla. Eski bandajını sök. Eller ve masayı temizle. Masaya malzemeleri diz. Tape yani banttan iki kareden oluşan bir yaprak kopar. Masanın ucunda dursun. Steril gazlı bezleri aç. Saçın, kaşın aman düşmesin üzerlerine ona göre. 4x4'ün birine betadin diğerine oksijeni dök. Herbir gazlı bezlerin iki yaprak olduğunu unutma. İşlemleri iki kere yapacağız. Bir yaprak oksijenli 4x4'ü al. Bohça yap. Hickmanı güzelce kaldır ve hickmanın girişyerinden dışarı doğru dairesel hareketlerle sil, elini kaldırmadan bir hamlede. Yani tekrar, tekrar aynı gazlı bezle hickmanın girişini silme sakın. İkinci yaprak oksijenle de aynı işlemi tekrarla. Sonra betadinli 4x4'lerle aynı işlemleri yap. Hickmanı bırakmadan, 2x2 steril gazlı bezden bir tanesinin ilk yaprağını al bohça yap ve fazla betadini sil. Yoksa üztün başın betadin olabilir hemde bant iyi yapışmaz. Hickmanın ucundan uzak dur. İkinci yaprağı ortadan katlayarak hickmanın girişyerinin altına koy. Sonra hickmanı bırakabilirsin. Sonra diğer iki yaprak 2x2'yi komple hickmanın üstüne koy ve masanın kenarına yapıştırdığın bantı alarak, alttan 2x2'nin yarısını kapatacak şekilde yapıştır. Diğer yarıyı yapıştırmak için banttan iki kare daha kopar ve üsteki yarı 2x2'yi kapatarak yapıştır. Kareye benzesin. Sonra hickmanı kink olmadan ve kırılmadan dairesel olarak kıvırıp yapıştır. Sonra birkez daha. Uzaktan 8'i andıracak. Ve işlem tamam.

    Alıntı:
    Hickman ile denize girebilir miyim?
    Bu bilgiyi hiçbir yerde bulamazsınız. Doktorlarınız, konuya hakimseler müsade etmemeliler. Ama zamanında bunun için çok kafa yorduk, amerikalı hastalarla ve bir yolunu bulduk.

    Öncelikle, hemen şunda hatırlatayım bu vesile ile, Hickman kateteri ile küveti doldurarak banyo yapmamıza bile izin vermiyor doktorlar. Hickman portunun giriş yeri su ile temas etmemeli diyorlar. Bir hata, bir anlık dikkatsizlik vs. vs. infeksiyona neden olabilir. Bu yüzden akan su altında yıkanmamıza sağlık veriyorlar. Duş yapıp akabinde hemen ıslak bandajımızı değiltirmeliyiz.

    Peki denize nasıl gireceğiz?

    Önce, scuba; dalgıç kıyafetleri satan yerden işe pompamızı muhafaza edecek boyutta, "su geçirmez çanta" alarak başlayın. Bendeki fermuarlı değil. Çantanın ağzı ufak ufak kıvrılarak kapanıyor. Sonra, medikalleri dolaşın ve 3M'in"Tegaderm" adında su geçirmeyen saydam bantlarından temin edin. Boy boy olacaktır. Hickman portunuzu güvenle kapatacak boyutunda olanını almalı. Ben 6cm x 7cm olanlarında kullandım. Her denize girişinizden yenisini kullanmak zorunda kalacağınızı hesap ederek, ihtiyacınız kadarını alın. Ve işin sırrı "Vazelin'de saklı. Eczaneden vazelin alın.

    Göğsünüzdeki bandajı sökün varsa kılları azaltın biraz. Ve tegadermi, Hickmanı ortalayarak yapıştırın. Ve tegadermin üzerine ve özellikle hickman kateterinin, tegadermin dışına çıktığı yere bolca vaselin uygulayın. Sakın ha, portun göğsünüze girdiği yere birşey sürmeyin! Unutmayın, vazelin suda erimez. Ama şunu da unutmayın hickman portunuz artık korunmasız. Yani en ufak bir dikkatsizlikte göğsünüzden çıkabilir! Pompanızı, pouch denilen soğuk zincir çantasında çıkarın ve hasarsız bir naylon torbaya özenle sarıp, su geçirmez çantaya güzelce koyun. Çantanın kullanma kılavuzuna göre kapama işlemlerini yapın. Ancak tubing dışarıda kalacaktır. Bu yüzden tubingin çantadan çıktığı yer ve çantanın kapanan ağzına ve çantanın mühürlediğimiz, kapattığımız yüzeyinin içinde birbirine temas eden in tarafına da bolca vazelin uygulayalım. Dalmak yok. Yoksa ne kadar önlem alsakta izolasyonumuz bir işe yaramaz. Bandaj için gerekli malzeöeleride yanımıza alarak denize gidelim. Şunu da unutmadan hatırlatayım. Flolan bizi güneşe oldukça hassas yapacağı için denize girene kadar kavrulmamak adına, üzerimizde hickman bölgesindeki vaselinli alana değmeyecek bir biçimde gömlek olmasında büyük fayda olacaktır. Bu arada, güneş yağı maksimum faktörde uygulanmalıdır. Minimum 35 faktör.

    Denize gireceğimiz yer sakin bir yer olmalı. Çünkü Hickman portumuz korumasız. En ufak bir kazada göğsümüzden çıkabilir. Özellikle, bir birleri ile deli gibiz azan çocuklara çok daha dikkat etmelisiniz. Denizden çıktıktan hemen sonra pompanızı ıslatmadan çantadan çıkarıp tekrar pouch'a geri koyun. Tegadermi'i sökün ve hemen bir bandaj yapın. Sonra doğruca eve, duş muş ve adam gibi bandaj yaparak kendinizi güvence altına alın.

    Deniz suyu tuzlu oldacağından eğer çantanızda iyi bir izolasyon yapamamışsanız. Pompanız kısa zamanda bozulacaktır. (Bu arada yanınıza yedek pompa almayı da unutmayın diye yazmıyorum. Çünkü Flolan kullanan herkes yanında ilaçlarının yedekleri, acil durum için gerekli ıvır zıvırı yanında zaten taşımak zorunda)

    Bu kadar basit.


    Yedek çantanızda neler olmalı?
    Çanatnız öncelikle ısı yalıtımlı olmalı. Eskiden bulamıyordunuz ancak şimdi büyük alışveriş mağzalarının piknik reyonlarında bulabilirsiniz. 12 saat dayanabilen bu küpü de alın, çanta ile birlikte. Buzdobaı poşetlerinden iki tane alın. Bir tanesine pompa ve yedek pil kouyun ve kilitleyin. İkinci torbaya, bandaj malzemeleri ile flushing malzemeleri koyun. Kelebek; damara serum takmak için gerekli olan aparatı koyun. Olurda hickman portu çıkarsa göğsünüzden bununla damara takılsın diye. Doktorunuzun iletişim bilgileri ile hastalığınız, hastane ve dosya nonuzu bildirir bir not ve heyet raporunuzun bir fotokopisini koyun. Betadin, oksijenli koymayın. Alkol pedleri koyun. Dışarı çıkarken, yedek kasetinizi bir buzdolabı poşetine koyun. Yukarıda bahsi geçen malzemelerin üzerine koyun. 2 adet ekstra ice pack alın ve en üste de buz küpünü koyun. Ben onuda buzdolabı poşetine koyuyorum. Gideceğiniz yere vardığınızda, kaseti buzdolabına, ice pack ile buz küpünü buzluğa koymayı unutmayın. Misafirliğe gittiğiniz yerde sizin bu malzemeleri koymanızdan rahatsızlık duyacak titizlikte birisi mevcutsa. Ondan iki poşet isteyin. Buzluğa gidenleri bir tanesine, buzdolabına konacağı diğer poşete koyarak arkadaşın sıkıntısını dindirin.
[/list]

Flolanın Yan etkileri

http://www.pha-turkey.com/forum/resim/Literatur/Flolanin_yan_etkileri.pdf

En sık görülen yan etkiler mavi ile yazılmıştır.

1- Flushing
2- Headache
3- Nausea / Vomiting
4- Hypotension
5- Anxiety, nervousness, agitation
6- Chest Pain
7- Dizziness
8- Bradycardia
9- Abdominal Pain
10- Musculoskeletal Pain
11- Dyspnea
12- Back Pain
13- Sweating
14- Dyspepsia
15- Hypesthesia / Paresthesia
16- Tachycardia
17- Chills/Fever/Sepsis/Flu-like symptoms
18- Diarrhea
19- JawPain
20- Myalgia
21- Non-specific muscoloskeletal Pain
22- Anxiety / nervousness / tremor
23- Hypesthesia, hyperesthesia, Paresthesia
24- Syncope
25- Hypoxia
26- Asthenia
27- Angina Pectoris
28- Arrhythmia
29- Supraventricular Tachycardia
30- Pallor
31- Cyanosis
32- Palpitation
33- Cerebrovascular accident
34- Hemorrhage
35- Hypotension
36- Myocardiallschemia
37- Abdominal Pain
38- Anorexia
39- Ascites
40- Constipation
41- Edema
42- Hypokalemia
43- Weight reduction
44- Weight Gain
45- Arthralgia
46- Bone Pain
47- ChestPain
48- Confusion
49- Convulsion
50- Depression
51- Insomnia
52- Cough Increase
53- Epistaxis
54- Pleural Effusion
55- Pruritus
56- Rash
57- Amblyopia
58- Vision Abnormality

_________________
PHA Turkey, Pulmoner Hipertansiyon ile ilgili herÅŸey.

Organ Bağışında BELÇİKA MODELİ'ni istiyoruz. Organlar devletin olmalı.

"Doğru doktora ve tedaviye ulaşamayanları unutma, gel sende katıl bize, umut ol hepimize."


En son Kamil Hamidullah tarafından Pzr Ara 07, 2008 10:50 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 23 kere düzenlendi.

Başa Dön
 Profil  
 
 Mesaj BaÅŸlığı: Oksijen Terapisi
MesajGönderilme zamanı: ÇrÅŸ Nis 25, 2007 10:48 am 
Çevrimdışı
Site Admin
Kullanıcı avatarı

Kayıt: Prş Ara 07, 2006 5:57 pm
Mesajlar: 1029
Konum: Ankara
        Resim


Resim
Oksijen Terapisi



Oksijen terapisinin anlatımı için distribütör firmalardan destek rica ettim. Ancak, her zaman ki gibi iş yine bana düştü.

Eğer doktorunuz oksijen terapisini sizin için uygun bulduysa.
Öncelikle, bir tüpünüz olmalı. Ben, BOS'u tercih ediyorum. İnsancıl bir firma ve bana hep destek oluyorlar. Özvarış'a benden selam söyleyin bakarsınız bir faydası olur. 0212 282 90 08 Tabii ki ucuz değil. İlk başta bir 300, 500 dolar depozito ödüyorsunuz. Rakam şu anda aklımda değil. Sonra ayda 10 küsür YTL tüp kirası. Biten tüpü doldurmak ise 40-50 YTL arası.

Sonra da bir konsantratör edinin. Promed'den Ali Bey ile görüşün derim. Benden de bir selam söyleyin. Elinden gelen yardımı esirgemeyecektir. Tüp uzun süreli elektrik kesintilerinde ihtiyaç duyacağınız bir sığınak olacak. Ama asıl konsantratörü kullanacaksınız. Konsatratörü kiralamaktansa satın almak daha mantıklı. 3, 4 ayda kendisini amorti ediyor. Güya bu makinaları kiralıyorlar ancak, sektör gerekli altyapıyı oluşturmamış. Aylık kirası 300 ytl. diyelim. Makinanın bedeli 900-ytl. Bu nasıl kiralamaysa artık. Ben satın almanızıda tavsiye etmiyorum. Sosyan güvenlik kurumları, eğer ihtiyaç duyuyorsak bize temin ediyorlar. Aklınızda bulunsun. Küçük, portatif tüplere dolum yapan bir model tercih edin. Şu anda bu ihtiyacı TOTAL sistemi karşılıyor. Dışarıya çıktığınızda ufak tüp ile çıkabilirsiniz ve mobil olabilirsiniz. Her ne kadar ozmunuza 2 kiloluk bir yükte binse artık özgürsünüz.

Bunların kanul denilen bir aparatları var. Burnumuza taktığımız hortumları. 1 ay dolmadan kazık gibi oluyorlar. Oksijen bunların esnekliğini yitirmesine neden oluyor. Ayda bir değiştirin kanülleri. Benim neredeyse burnuma saplanmıştı. Bayağı kanadı. Değmez acı çekmeye.

Arada bir oksijenimiz ne durumdaymış diye merak edenlerde parmak nabız ölçer temin edebilirler. Yurtdışından daha uygun ve güvenilir ölçüm yapan modelleri tercih edebilirsiniz. Burada fahiş fiyata satılıyorlar. Yani buradakine verdiğiniz para ile iki tane yurtdışından alabilirsiniz.

Resim

Not: Aklınızda bulunsun.Eczacıbaşı Sağlık Hizmetleri'nden ihtiyaç duyacağınız her gereci ve hizmeti kiralayabilir veya satın alabilirsiniz. Tel: 0 212 317 25 00
_____________________________ * * * _________________________
* AMG, Analitik Medikal Gereçler
* Birmed Ticaret ve Limited Åžirketi
* BirleÅŸik Oksijen Sanayi A.Åž.
* Labs Medikal Elektronik LTD. ŞTİ.
* PRO-MED Medikal San. ve Tic.

_________________
PHA Turkey, Pulmoner Hipertansiyon ile ilgili herÅŸey.

Organ Bağışında BELÇİKA MODELİ'ni istiyoruz. Organlar devletin olmalı.

"Doğru doktora ve tedaviye ulaşamayanları unutma, gel sende katıl bize, umut ol hepimize."


Başa Dön
 Profil  
 
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
Yeni baÅŸlık gönder BaÅŸlığa cevap ver  [ 3 mesaj ] 

Tüm zamanlar UTC + 2 saat


Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir


Bu foruma yeni başlıklar gönderemezsiniz
Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu foruma eklentiler gönderemezsiniz

Aranacak:
GeçiÅŸ yap:  
cron

UYARI: Pulmoner Hipertansiyon tanimlamasi; hem pulmoner hipertansiyon hem de pulmoner hipertansiyona neden olabilecek Skleroderma, Eisenmenger gibi diger hastaliklari da kapsayan, birlestirici ortak unsur, bir cati olarak sitemizde kullanilmaktir. PHA-Turkey internet sitesi, Pulmoner Hipertansiyon ve Skleroderma Hastalari Yardimlasma ve Dayanisma Gruplarina Adanmistir. Bu sitede yer alan yazilar, kisilerin kendi gorusleridir. Pulmoner Hipertansiyon Dernegi'ni hicbir sekilde baglamaz. Bu sitenin iceriginin kopyalanmasi ve yeniden dagitilmasi acik olarak yasaktir. Isbu sitenin icerigindeki herhangi bir hata ve yanlisliktan Pulmoner Hipertansiyon Dernegi, sorumlu tutulamaz. © Copyright Pulmoner Hipertansiyon Dernegi. Tum haklari saklidir.
Powered by phpBB © 2000, 2002, 2005, 2007 phpBB Group

Türkçe çeviri: phpBB Türkiye